"AMACIMIZ, SİTEMİZDE KONUKLARIMIZIN GERÇEKTEN YARARLANABİLECEĞİ SAYFALARIN YER ALMASIDIR. SİTEMİZDE BU SAYFALARIN BİR DOKTOR'A AİT OLMASI NEDENİYLE, SADECE MEDİKAL KONULARI İÇERECEĞİNİ DÜŞÜNENLERE, HEMEN "YANILIYORSUNUZ!" DEMEK İSTİYORUM. DOKTORUMNERDE DE, SİZİ BAZEN GÜLDÜRECEK AMA MUTLAKA DÜŞÜNDÜRECEK PARAMEDİKAL İÇERİK DE YER ALMAKTADIR."
Dr. Ali Nurettin Gürses

İçindekilerMedikal ParamedikalEdebiyat

 

BİZ TÜRKLERE ÖZGÜ,
ERİŞİLMEZ TIBBİ BULUŞLAR

İnternetten anonim e-mail alanlarınız bilecektir; zaman zaman "bunu ancak bir Türk yapabilir" alt başlığıyla yazılmış, reddedilmesi olanaksız, bazı gerçek tanımlamalar okursunuz.

Örneğin, "'Nerelisin?' sorusuna cevap alır almaz, 'içinden mi?' diye soran, mutlaka bir Türktür." gibi. Ya da "yediği susamlı bir simitin masaya düşmüş susam tanelerini, büyük bir titizlikle ıslattığı parmağını kullanarak toplamaya çalışan kişi, mutlaka bir Türk'tür."

"Anamnez alırken sorulan her soruya "ben mi?" diye yanıt veren hasta, mutlaka bir Türk'tür" (Bu örnek, biz hekimlere ait. Meraklı olanlar, anonim listelerine ekleyebilir.) Nitekim, biz hekimlerin sıklıkla karşılaştığı, "Hamili kart yakinimdir" deyişi, biz Türk hekimlerini kolayca ele verecektir.

Biz bize benzeriz. Buraya kadar tamam. Gelelim başkalarının da farkettiği, bizi biz yapan özelliklerimize. Yakın örneklerimiz, tabii ki erişilmez tıbbi mucizelerimiz olacaktır.

AZ OLANAKLARLA MUCİZELER YARATMAKTA ÜSTÜMÜZE YOKTUR

Bu gerçek, en çok sağlık sektöründe, sağlık çalışanlarının mucizeleri ile yaratılır. Bir yabancı hekimin asla uyum sağlayamayacağı ortamlarda, gerçek anlamda mucize yaratmak da, bu ülkenin hekimlerine özgüdür.

Tıbbi ya da cerrahi mucizelerden söz etmeden önce, bulunduğumuz ortamları; hekimi, hemşiresi, personeli ile, nasıl da el birliği yaparak, mucize yaratmaya hazır ortamlara çeviriveririz, gelin ona göz atalım.

BOŞALMIŞ SERUM ŞİŞELERİ HİÇ BİR ZAMAN ATILMAZ

Her birinin içerisine farklı sıvılar (alkol, tentürdiot, betadin, zefiran, v.b.) konularak görecekleri farklı farklı işlevler vardır.

Flaster şeritleri üzerine yazılar yazılır, öylece kullanılır. Etiket işini flasterler çok güzel yerine getirecektir.

FLASTER DENİLEN BİR YANI YAPIŞKANLI
KAHVERENGİ ŞERİTLER MUCİZENİN BAŞ KAHRAMANI

Örneğin protokol defterine yanlış yazılmış kayıt, bu flasterin yapışkan yüzü, bir silgi, bir corrector gibi kullanılarak, o satır hiç karalanmadan, o satır iptal edilmeden, defter sayfası yırtılmadan düzeltilir.

BİR DİĞER KAHRAMAN; GAZLI BEZLERDİR

Rulo şeklindeki bir gazlı bez, ip gibi uzatılarak, her türlü çaresizliğe yetişecektir. Örneğin jinekoloji hastalarının masada ayaklarının bağlanması gerekiyorsa, bu ayak bağları, çoğu zaman gazlı bezden yapılmış iplerden oluşur. Çok yoğun kullanımlarına bağlı olarak, siyah ve kirli görünmeleri dışında, oldukça işlevseldir.

ÇEKME HALATI: YUSUF

Bazı servislerde yine rulo gaz bezinden üretilmiş ip gibi uzayıp, demir somyanın ayak ucuna bağlanmış bir çekme halatı, hastaların yataklarından doğrulmalarına hizmet etmek üzere kullanılır. Hatta büyük adının önünde "Numune" sözü geçen hastanelerde bu tür kullanım çok yaygındır ve bazı servislerde bu çekme halatına hastalar tarafından "Yusuf" olarak bilinmektedir. (Muhtemeldir ki bir muzip hasta, halata kocasının adını vererek, olaya domestik özellik yüklemiş, bu isim de anonimleşmiştir.)

Çekme halatından ayak bağına, masa silmekten ameliyat ekibinin terinin alınmasına dek çok yönlü kullanımı olan gaz bezlerinin, yabancı dilde gause ve sponge olan karşılıklarının bizim dilimize neden gazlı bez, kare gaz ya da karagaz şeklinde geçtiği de ayrı bir yazı konusudur.

SAĞLIK SEKTÖRÜNDE DAYANIŞMA HEP ÖN PLANDA OLMUŞTUR

Nitekim serviste ayakta dolaşacak kadar iyi durumda olan hastaların, bu kare gazların üretilmesinde yardımları istenir. Zaten canları sıkılan bu hasta grubu hemşirelerin gösterdiği bu seri üretim işini hızla ve zevkle yerine getirirler.

SERUM ŞİŞELERİNİN HEMEN YANINDA PLASTİK
PAKETTEN ÇIKAN SERUM UYGULAMA SETLERİ

.

indikatör

deprem indükatörü işlevi gören serum seti düzeneği.

Serum setinin plastik ince borusu hemen her türlü çılgın üretimi mümkün kılar. Örneğin, serum setinden özel bir örülme tekniği ile kolayca anahtarlık yapılması, servis anahtarlarının bu tip anahtarlıklarda takılı olması, çok yaygın bir gelenektir. Her türlü bağlama, yaklaştırma, uç-uca getirme işini, bu serum setleri üstlenir.

İDRAR TOPLAMA İŞLEMİ

Hastaya aldığı pet şişe su biter bitmez atmaması, bu boş şişelerin daha sonra idrar toplama işinde kullanılacağı servis hemşiresince söylenir. Tetkik istendiğinde, birbuçuk litrelik pet su şişeleri tepelerinden kesilerek, 24 saat sürecek olan idrar toplama işlemine başlanır. Düz idrar tetkiki için, kullanılıp atılan plastik su bardakları yeterli olacaktır. Dolayısiyle, hastalara mutlaka plastik su bardakları aldırılır, kullanınca da atmaması sıkı sıkı tembihlenir.)

"YERLİ MALI - YURDUN MALI" GELENEĞİ;

Bu gelenek, ülke genelinde pek kullanılmasa da, servislerin şimdiki kıdemlileri, çocukluklarında yerli malı haftalarını görmüş yaşamış kişilerden oluşur. Bunun çok büyük önemi ve yararı vardır. Örneğin servisteki tüm protokol defterleri, battal boydaki çöp torbalarının naylonları kullanılarak kaplanmış, bu demirbaş defterlerin çabuk yıpranıp zarar görmeleri engellenmiştir. Bu defterlerin üzerindeki yazılı etkiketler de hiç kuşkusuz koparılıp yapıştırılmış flasterlerden oluşur.

İLAÇ REPRESANTLARININ BIRAKIP GİTTİKLERİ
KALİTELİ KAĞIT MATERYALLER

İlaç firma yetkililerinin "mutlaka defalarca okunup yararlanılıyor" diye düşündükleri bu albenili kağıt materyaller, birkaç saniyelik göz atmanın sonrası, oldukça farklı, ama yine de yararlı işlerde değerlendirilir. Örneğin masa çekmeceleri bu kalın parlak kağıtlarla katlanır, raflara bu kartonlar serilir. Hatta genç hemşirelerin pek sevdiği bir el-işi yöntemi ve de maharetiyle, kağıttan kül tablası, minik çöp sepetleri, hatta meyve koymaya yarayacak şekilde kağıttan mutfak setleri yapılır.

ANESTEZİSTLERİN KULLANDIĞI
FLAKON İLAÇLARIN BOŞALAN ŞİŞELERİ

Bu şişeler atılmaz, biriktirilir. Şişenin büyüklüğüne göre, her biri patolojik spesmenin korunmasında ve ilgili yere ulaştırılmasında kullanılır. Boş şişelerin içine formol konulup bir köşede göreve hazır bekletilirler. Kullanıldıklarında bu şişelerin üzerlerine hastanın ismi, tarih, şişenin içeriği gibi ayrıntıların yazıldığı flasterler yapıştırılır. Aynı hastaya ait iki şişe, yine bir flaster marifetiyle yanyana kundaklanıp, öyle gönderilir. Bazı hastaların, kötü sonuç çıktığında "kavanozlar karışmış olmasın!" gibi kuşku duydukları bu sistem, aslında oldukça güvenli ve de gelenekseldir. (Anestezi ilaçlarının spesmen için yetersiz kaldığı durumlarda, plastik pet şişelerin kesilerek hazırlanması da mümkündür. Kesik pet şişelerin üzerini kapama işi de, yine harika bir buluşla, şeffaf eldivenlerle sağlanır.)

"PASTACI ELDİVENLERİ";

1980'li yıllarda naylon eldiven çok değerliydi. Sterilazyon işlemleri, tekrar tekrar kullanılmalarını mümkün kılardı. 90'lı yıllarda tek kullanımlık kağıt paket içinde eldiven devrimi gerçekleştiğinde, bir yeni çözüm daha üretilmişti, o da tüm eli saran şeffaf eldivenler. Hem ucuz, hem pratik bir ürün olmalarına karşılık, içine su geçiriyor olmaları, steril olmamaları, olumsuz yönleriydi. Nitekim kısa süre içinde "pastaneci eldiveni" olarak anıldılar. Her ne kadar hastaya güvensizlik yaratıyor olsa bile, çoğu yerde transvaginal ultrason proplarının üzeri, ekonomik bir çözüm olması nedeniyle, prezervatif yerine bu şeffaf eldivenlerle kaplanmaktadır.

EN İYİ TÜRK KAHVESİ NASIL YAPILIR?
TÜRK USÜLÜ KISIR YEMENİN KEYFİ NERDEDİR?

Kağıttan kül tablası, serum setinden anahtarlık, flasterden korrektör yapan zeka, bir Türk kahvesinin en iyi nasıl yapılabileceğini de buluvermiştir; elektrikli su kaynatma aletleri. Yeni yeni yaygınlaşan kettle'lar değil tabii ki, mahalle pazarlarında, plastik leğencilerde çok ucuza satılan elektrikli plastik su kaynatıcıları! Bu cihazlar, iki ya da üç kişiye türk kahvesi yapmada çok hünerlidir. Tarifi: ısıtıcıya üst çizgiye dek su konur, adam başı tepeleme birer tatlı kaşığı türk kahvesi ve arzu edildiğince kesme şeker eklenir, tümü karıştırılır, karıştırma işi biter bitmez, alet fişe takılır, alet fişteyken sakın ola metal kaşık suyun içinde tutulmamalıdır. Su tokurdamaya başladığı anda da alet fişten çekilip beklenmelidir. Sonuç: kahve alabildiğine köpüklü, içmeye hazırdır. Afiyet olsun. (Böyle bir kahveye, servis vizitini yeni bitirmiş şefler, şef muavinleri, uzman hekimler koşarak gelecektir elbet. Türk hemşirelik tarihinde, servisin orada çalışan hemşirenin kendi evi, hekimlerin ise oraya uğramış birer konuk kabul edilme geleneği vardır. Geleneksel anlamda en düzeyli servisler, genel temizlikleri ve hasta viziti sonrası gerçekleşen, hekimlere verilen kahve molaları ile tanınırlar. Öğle aralarında kahvenin yerini çok sıklıkla yapılmasa da, bulgurdan çabucak hazırlanan, olmazsa olmaz nar ekşili, kısır partileri alabilir. Kahve molasına göre, kısır ikramı çok özel bir durumdur; bir bakıma, söz konusu serviste hekim - hemşire - personel diyalogunun çok iyi kurulmuş olduğunun göstergesidir. Çok sevilen bir klinik şefi ya da hastane başhekiminin ender de olsa servisi ziyaret etmesi, çok yerinde bir kararla kısır partisine dönüşecektir.)

HASTANE ASANSÖRLERİ;

Asansörün gelmesini sabırsızlıkla bekleyenler, yukarı yöne gidecek bile olsalar, hem aşağıyı hem de yukarıyı gösteren düğmelerin ikisine birden basarlar. Bunun sakıncaları hep yazılıdır ama yine bize özgü bir kuşku gereği, bunun doğru olmadığına, deneyimlere göre iki yöne birden basılırsa asansörün daha çabuk geleceğine inanılır. (Asansör içi yazılar tarihine geçebilecek bir söz de, bir hastanede gözümüze ilişen, "Ağır geldiğinde, en son binen insin!" sözüdür.)

ELEKTRİK PRİZLERİ;

Hemen bir çok hastanede (buna özel hastaneler de dahil) elektrik priz yerleri, kullanım yerine hep uzakta kalır. Ara kablolar ise çoğu zaman üzerinden atlanmayı gerektirecek pozisyonlarda yapılandırılır. En sık rastlanan görüntü ise, bu prizlerin duvar sıvasından mutlaka dışarıya pırtlamış olmasıdır. (Bu pırtlama nedeni, fişin priz korunmaksızın, uzaktan çekilerek kolayca çıkacağının sanılmasıdır. Priz yeri, böyle bir zekaya ne yazık ki teslim olmamakta, prizin duvarın sıva yerinden sarkmasına neden olmaktadır.)

"HASTAHANE" Mİ, "HASTANE" Mİ, HALA KARAR VERİLEMEMİŞTİR

Biz hekimlerin kolayına kaçarak, "muayenehane" demek yerine "mua-yene" demeyi yeğlememiz gibi, bir çok hastane "hastahane" mi, yoksa "hastane" mi demeli, karar verememekte, her ikisini birden kullanmakta, bir kısmı da sanki bu açmazdan kurtulmanın bir yolu gibi, "hastane" yerine "HOSPITAL" demektedir.

BİRKAÇ KÜÇÜK SORU İLE, BULUŞLARIN
İNCE İNCE YÖNLERİNE GÖZ ATALIM;

Serum kapağı en kolay nasıl açılabilir?
Serum şisesi, kapının kilit dilinin girdiği oyuğuna yerleştirilir, şişe kapağı gazoz açar gibi kolayca açılır.
 

Kullanımı bitmiş serum şişesi.

Kapağın açılması en iyi kapı kilit dilinden yararlanılarak mümkündür.

 

İlkin aluminyum kapak yerinden çıkar.

Lastik tıpanın açılmış hali. Serum şişesi bundan böyle, başka steril sıvılar doldurularak kullanılabilir.

Kulpu kopmuş masa çekmecesine en kolay kulp nasıl yapılır?
Bir serum setinin plastik borucuğu kulpun olduğu yerdeki deliklerden geçirilerek, plastikten bir kulp yaratılır.

Deprem öncesi haber alabilmenin yolu var mıdır?
Serum setinin plastik borucuğunun ucuna bir kan tüpü bağlanır, kan tüpü içine su konur ve pencerenin yarı açılan üst pervazına bağlanıp sarkıtılır, zaman zaman su dolu tüpün salınıp salınmadığına göz atılır.

Serum setinden çekmece kulpu.

Deprem takip seti.

Steril sıvı spreyi.

Dünyanın hiç bir yerinde göremeyeceğiniz bir buluşu, bilerek en sona sakladık;
Özellikle ev tipi çiceklere su verme işleminde, spray tarzı sulama tekniği son yıllarda çok yaygındır. Bu teknikten öykünerek bulunan bir yöntem olağanüstü bir buluşu müjdelemektedir. Çok sık vaginal muayene yapılan bir doğumhanede, gebe hastaların muayeneleri sırasında, betadin'le dolu bir spray pompasının aynı çicek sular gibi o bölgeye sıkılması, fazlasıyla akıllıcadır.

Son söz;
Azçok kılmak, az olanla yetinebilmek, başarısızlığı olanaksızlıklara yıkmaktansa; var olanla üretmek, yaratmak, biz tıp çalışanlarının çok yaygın yaşadığı bir özelliktir. İçinde bulunduğumuz sözde ekonomik krizde, biz sağlıkcıların bu mucizevi yönlerinin örneklenmesi, bir krizsavar olarak önerilmeye değecektir.

Hastane: AHU HETMAN HASTANESİ MARMARİS  Tel.: 252 417 77 77   Cep: 532 414 21 10   E-mail: dralinuri@hotmail.com

© 2003 Designed by OTTOMAN MEDYA