BİZ TÜRKLERE ÖZGÜ,
ERİŞİLMEZ TIBBİ BULUŞLAR
İnternetten
anonim e-mail alanlarınız bilecektir; zaman zaman "bunu
ancak bir Türk yapabilir" alt başlığıyla yazılmış,
reddedilmesi olanaksız, bazı gerçek tanımlamalar okursunuz.
Örneğin,
"'Nerelisin?' sorusuna cevap alır
almaz, 'içinden mi?' diye soran, mutlaka bir Türktür."
gibi. Ya da "yediği susamlı bir simitin masaya düşmüş
susam tanelerini, büyük bir titizlikle ıslattığı parmağını kullanarak
toplamaya çalışan kişi, mutlaka bir Türk'tür."
"Anamnez
alırken sorulan her soruya "ben mi?" diye yanıt veren
hasta, mutlaka bir Türk'tür" (Bu örnek, biz hekimlere
ait. Meraklı olanlar, anonim listelerine ekleyebilir.) Nitekim,
biz hekimlerin sıklıkla karşılaştığı, "Hamili kart
yakinimdir" deyişi, biz Türk hekimlerini kolayca ele
verecektir.
Biz
bize benzeriz. Buraya kadar tamam. Gelelim başkalarının da farkettiği,
bizi biz yapan özelliklerimize. Yakın örneklerimiz, tabii ki erişilmez
tıbbi mucizelerimiz olacaktır.
AZ
OLANAKLARLA MUCİZELER YARATMAKTA ÜSTÜMÜZE YOKTUR
Bu gerçek, en çok sağlık
sektöründe, sağlık çalışanlarının mucizeleri ile yaratılır. Bir
yabancı hekimin asla uyum sağlayamayacağı ortamlarda, gerçek
anlamda mucize yaratmak da, bu ülkenin hekimlerine
özgüdür.
Tıbbi
ya da cerrahi mucizelerden söz etmeden önce, bulunduğumuz ortamları;
hekimi, hemşiresi, personeli ile, nasıl da el birliği yaparak, mucize
yaratmaya hazır ortamlara çeviriveririz, gelin ona göz atalım.
BOŞALMIŞ
SERUM ŞİŞELERİ HİÇ BİR ZAMAN ATILMAZ
Her
birinin içerisine farklı sıvılar (alkol, tentürdiot, betadin,
zefiran, v.b.) konularak görecekleri farklı farklı işlevler vardır.
Flaster şeritleri üzerine
yazılar yazılır, öylece kullanılır. Etiket işini flasterler çok
güzel yerine getirecektir.
FLASTER DENİLEN BİR YANI YAPIŞKANLI
KAHVERENGİ ŞERİTLER MUCİZENİN BAŞ KAHRAMANI
Örneğin protokol
defterine yanlış yazılmış kayıt, bu flasterin yapışkan yüzü, bir
silgi, bir corrector gibi kullanılarak, o satır hiç karalanmadan,
o satır iptal edilmeden, defter sayfası yırtılmadan düzeltilir.
BİR DİĞER KAHRAMAN; GAZLI BEZLERDİR
Rulo şeklindeki bir
gazlı bez, ip gibi uzatılarak, her türlü çaresizliğe yetişecektir.
Örneğin jinekoloji hastalarının masada ayaklarının bağlanması gerekiyorsa,
bu ayak bağları, çoğu zaman gazlı bezden yapılmış iplerden oluşur.
Çok yoğun kullanımlarına bağlı olarak, siyah ve kirli görünmeleri
dışında, oldukça işlevseldir.
ÇEKME
HALATI: YUSUF
Bazı servislerde yine rulo
gaz bezinden üretilmiş ip gibi uzayıp, demir somyanın ayak ucuna
bağlanmış bir çekme halatı, hastaların yataklarından
doğrulmalarına hizmet etmek üzere kullanılır. Hatta büyük adının
önünde "Numune" sözü geçen hastanelerde bu tür kullanım
çok yaygındır ve bazı servislerde bu çekme halatına hastalar tarafından
"Yusuf" olarak bilinmektedir. (Muhtemeldir
ki bir muzip hasta, halata kocasının adını vererek, olaya domestik
özellik yüklemiş, bu isim de anonimleşmiştir.)
Çekme
halatından ayak bağına, masa silmekten ameliyat ekibinin terinin
alınmasına dek çok yönlü kullanımı olan gaz bezlerinin, yabancı
dilde gause ve sponge olan karşılıklarının bizim
dilimize neden gazlı bez, kare gaz ya da karagaz şeklinde geçtiği
de ayrı bir yazı konusudur.
SAĞLIK
SEKTÖRÜNDE DAYANIŞMA HEP ÖN PLANDA OLMUŞTUR
Nitekim serviste ayakta dolaşacak
kadar iyi durumda olan hastaların, bu kare gazların üretilmesinde
yardımları istenir. Zaten canları sıkılan bu hasta grubu hemşirelerin
gösterdiği bu seri üretim işini hızla ve zevkle yerine getirirler.
SERUM
ŞİŞELERİNİN HEMEN YANINDA PLASTİK
PAKETTEN ÇIKAN SERUM UYGULAMA SETLERİ
alkol solusyonu (serum şişesinde)
deprem indükatörü işlevi gören serum seti düzeneği.
serum uygulama seti (steril pakette) serum seti plastik mayeryalinden yapılmış anahtarlık. serum şişesi boşaldığında içine alkol konulur; tıpa yerine serum setinin sivri ucu geçirilir.
deprem indükatörü işlevi gören serum seti düzeneği.
Serum setinin plastik
ince borusu hemen her türlü çılgın üretimi mümkün kılar. Örneğin,
serum setinden özel bir örülme tekniği ile kolayca anahtarlık
yapılması, servis anahtarlarının bu tip anahtarlıklarda takılı olması,
çok yaygın bir gelenektir. Her türlü bağlama, yaklaştırma, uç-uca
getirme işini, bu serum setleri üstlenir.
İDRAR
TOPLAMA İŞLEMİ
Hastaya
aldığı pet şişe su biter bitmez atmaması, bu boş şişelerin daha
sonra idrar toplama işinde kullanılacağı servis hemşiresince söylenir.
Tetkik istendiğinde, birbuçuk litrelik pet su şişeleri tepelerinden
kesilerek, 24 saat sürecek olan idrar toplama işlemine başlanır.
Düz idrar tetkiki için, kullanılıp atılan plastik su bardakları
yeterli olacaktır. Dolayısiyle, hastalara mutlaka plastik su bardakları
aldırılır, kullanınca da atmaması sıkı sıkı tembihlenir.)
"YERLİ
MALI - YURDUN MALI" GELENEĞİ;
Bu gelenek, ülke genelinde
pek kullanılmasa da, servislerin şimdiki kıdemlileri, çocukluklarında
yerli malı haftalarını görmüş yaşamış kişilerden
oluşur. Bunun çok büyük önemi ve yararı vardır. Örneğin servisteki
tüm protokol defterleri, battal boydaki çöp torbalarının naylonları
kullanılarak kaplanmış, bu demirbaş defterlerin çabuk yıpranıp zarar
görmeleri engellenmiştir. Bu defterlerin üzerindeki yazılı etkiketler
de hiç kuşkusuz koparılıp yapıştırılmış flasterlerden oluşur.
İLAÇ REPRESANTLARININ BIRAKIP GİTTİKLERİ
KALİTELİ KAĞIT MATERYALLER
İlaç firma yetkililerinin
"mutlaka defalarca okunup yararlanılıyor" diye düşündükleri
bu albenili kağıt materyaller, birkaç saniyelik göz atmanın sonrası,
oldukça farklı, ama yine de yararlı işlerde değerlendirilir. Örneğin
masa çekmeceleri bu kalın parlak kağıtlarla katlanır, raflara bu
kartonlar serilir. Hatta genç hemşirelerin pek sevdiği bir el-işi
yöntemi ve de maharetiyle, kağıttan kül tablası, minik çöp sepetleri,
hatta meyve koymaya yarayacak şekilde kağıttan mutfak setleri yapılır.
ANESTEZİSTLERİN KULLANDIĞI
FLAKON İLAÇLARIN BOŞALAN ŞİŞELERİ
Bu şişeler atılmaz,
biriktirilir. Şişenin büyüklüğüne göre, her biri patolojik spesmenin
korunmasında ve ilgili yere ulaştırılmasında kullanılır. Boş şişelerin
içine formol konulup bir köşede göreve hazır bekletilirler. Kullanıldıklarında
bu şişelerin üzerlerine hastanın ismi, tarih, şişenin içeriği gibi
ayrıntıların yazıldığı flasterler yapıştırılır. Aynı hastaya ait
iki şişe, yine bir flaster marifetiyle yanyana kundaklanıp, öyle
gönderilir. Bazı hastaların, kötü sonuç çıktığında "kavanozlar
karışmış olmasın!" gibi kuşku duydukları bu sistem, aslında
oldukça güvenli ve de gelenekseldir. (Anestezi ilaçlarının spesmen
için yetersiz kaldığı durumlarda, plastik pet şişelerin kesilerek
hazırlanması da mümkündür. Kesik pet şişelerin üzerini kapama işi
de, yine harika bir buluşla, şeffaf eldivenlerle sağlanır.)
"PASTACI
ELDİVENLERİ";
1980'li yıllarda naylon
eldiven çok değerliydi. Sterilazyon işlemleri, tekrar tekrar kullanılmalarını
mümkün kılardı. 90'lı yıllarda tek kullanımlık kağıt paket içinde
eldiven devrimi gerçekleştiğinde, bir yeni çözüm daha üretilmişti,
o da tüm eli saran şeffaf eldivenler. Hem ucuz, hem pratik bir ürün
olmalarına karşılık, içine su geçiriyor olmaları, steril olmamaları,
olumsuz yönleriydi. Nitekim kısa süre içinde "pastaneci eldiveni"
olarak anıldılar. Her ne kadar hastaya güvensizlik yaratıyor olsa
bile, çoğu yerde transvaginal ultrason proplarının üzeri, ekonomik
bir çözüm olması nedeniyle, prezervatif yerine bu şeffaf eldivenlerle
kaplanmaktadır.
EN
İYİ TÜRK KAHVESİ NASIL YAPILIR?
TÜRK USÜLÜ KISIR YEMENİN KEYFİ NERDEDİR?
Kağıttan kül tablası,
serum setinden anahtarlık, flasterden korrektör yapan zeka, bir
Türk kahvesinin en iyi nasıl yapılabileceğini de buluvermiştir;
elektrikli su kaynatma aletleri. Yeni yeni yaygınlaşan kettle'lar
değil tabii ki, mahalle pazarlarında, plastik leğencilerde çok ucuza
satılan elektrikli plastik su kaynatıcıları! Bu cihazlar, iki ya
da üç kişiye türk kahvesi yapmada çok hünerlidir. Tarifi:
ısıtıcıya üst çizgiye dek su konur, adam başı tepeleme birer tatlı
kaşığı türk kahvesi ve arzu edildiğince kesme şeker eklenir, tümü
karıştırılır, karıştırma işi biter bitmez, alet fişe takılır, alet
fişteyken sakın ola metal kaşık suyun içinde tutulmamalıdır. Su
tokurdamaya başladığı anda da alet fişten çekilip beklenmelidir.
Sonuç: kahve alabildiğine köpüklü, içmeye hazırdır. Afiyet olsun.
(Böyle bir kahveye, servis vizitini yeni bitirmiş şefler, şef muavinleri,
uzman hekimler koşarak gelecektir elbet. Türk hemşirelik tarihinde,
servisin orada çalışan hemşirenin kendi evi, hekimlerin ise oraya
uğramış birer konuk kabul edilme geleneği vardır. Geleneksel anlamda
en düzeyli servisler, genel temizlikleri ve hasta viziti sonrası
gerçekleşen, hekimlere verilen kahve molaları ile tanınırlar. Öğle
aralarında kahvenin yerini çok sıklıkla yapılmasa da, bulgurdan
çabucak hazırlanan, olmazsa olmaz nar ekşili, kısır partileri alabilir.
Kahve molasına göre, kısır ikramı çok özel bir
durumdur; bir bakıma, söz konusu serviste hekim - hemşire - personel
diyalogunun çok iyi kurulmuş olduğunun göstergesidir. Çok sevilen
bir klinik şefi ya da hastane başhekiminin ender de olsa servisi
ziyaret etmesi, çok yerinde bir kararla kısır partisine
dönüşecektir.)
HASTANE
ASANSÖRLERİ;
Asansörün gelmesini
sabırsızlıkla bekleyenler, yukarı yöne gidecek bile olsalar, hem
aşağıyı hem de yukarıyı gösteren düğmelerin ikisine birden basarlar.
Bunun sakıncaları hep yazılıdır ama yine bize özgü bir kuşku gereği,
bunun doğru olmadığına, deneyimlere göre iki yöne birden basılırsa
asansörün daha çabuk geleceğine inanılır. (Asansör içi yazılar tarihine
geçebilecek bir söz de, bir hastanede gözümüze ilişen, "Ağır
geldiğinde, en son binen insin!" sözüdür.)
ELEKTRİK
PRİZLERİ;
Hemen
bir çok hastanede (buna özel hastaneler de dahil) elektrik priz
yerleri, kullanım yerine hep uzakta kalır. Ara kablolar ise çoğu
zaman üzerinden atlanmayı gerektirecek pozisyonlarda yapılandırılır.
En sık rastlanan görüntü ise, bu prizlerin duvar sıvasından mutlaka
dışarıya pırtlamış olmasıdır. (Bu pırtlama nedeni, fişin priz korunmaksızın,
uzaktan çekilerek kolayca çıkacağının sanılmasıdır. Priz yeri, böyle
bir zekaya ne yazık ki teslim olmamakta, prizin duvarın sıva yerinden
sarkmasına neden olmaktadır.)
"HASTAHANE"
Mİ, "HASTANE" Mİ, HALA KARAR VERİLEMEMİŞTİR
Biz hekimlerin kolayına
kaçarak, "muayenehane" demek yerine "mua-yene"
demeyi yeğlememiz gibi, bir çok hastane "hastahane" mi,
yoksa "hastane" mi demeli, karar verememekte, her ikisini
birden kullanmakta, bir kısmı da sanki bu açmazdan kurtulmanın bir
yolu gibi, "hastane" yerine "HOSPITAL" demektedir.
BİRKAÇ KÜÇÜK SORU İLE, BULUŞLARIN
İNCE İNCE YÖNLERİNE GÖZ ATALIM;
Serum kapağı en kolay
nasıl açılabilir?
Serum şisesi, kapının kilit dilinin girdiği oyuğuna yerleştirilir,
şişe kapağı gazoz açar gibi kolayca açılır.
|
|
|
Kullanımı bitmiş serum şişesi.
|
|
|
|
Kapağın açılması en iyi kapı kilit dilinden yararlanılarak mümkündür.
|
|
|
|
İlkin aluminyum kapak yerinden çıkar.
|
|
|
|
Lastik tıpanın açılmış hali. Serum şişesi bundan böyle, başka steril sıvılar doldurularak kullanılabilir.
|
|
|
Kulpu kopmuş masa çekmecesine en kolay kulp nasıl yapılır?
Bir serum setinin plastik borucuğu kulpun olduğu yerdeki
deliklerden geçirilerek, plastikten bir kulp yaratılır.
Deprem öncesi haber
alabilmenin yolu var mıdır?
Serum setinin plastik borucuğunun ucuna bir kan tüpü bağlanır,
kan tüpü içine su konur ve pencerenin yarı açılan üst pervazına
bağlanıp sarkıtılır, zaman zaman su dolu tüpün salınıp salınmadığına
göz atılır.
|
|
|
Serum setinden çekmece kulpu. |
|
|
|
Deprem takip seti. |
|
|
|
Steril sıvı spreyi. |
|
|
Dünyanın
hiç bir yerinde göremeyeceğiniz bir buluşu, bilerek en sona sakladık;
Özellikle ev tipi çiceklere su verme işleminde, spray tarzı
sulama tekniği son yıllarda çok yaygındır. Bu teknikten öykünerek
bulunan bir yöntem olağanüstü bir buluşu müjdelemektedir. Çok sık
vaginal muayene yapılan bir doğumhanede, gebe hastaların muayeneleri
sırasında, betadin'le dolu bir spray pompasının
aynı çicek sular gibi o bölgeye sıkılması, fazlasıyla akıllıcadır.
Son söz;
Az'ı çok kılmak, az olanla yetinebilmek,
başarısızlığı olanaksızlıklara yıkmaktansa; var olanla üretmek,
yaratmak, biz tıp çalışanlarının çok yaygın yaşadığı bir özelliktir.
İçinde bulunduğumuz sözde ekonomik krizde, biz sağlıkcıların bu
mucizevi yönlerinin örneklenmesi, bir krizsavar olarak
önerilmeye değecektir. |