|
SİYAH-BEYAZ
GÜNLERDEN
RENKLİ GÜNLERE
Hekimlik ciddi bir işti, modaya hemen ayak
uydurmamak için uzun süre ayak direyecekti. İlkin tabelalara
renk gelmiş, uzmanlık dalının yer aldığı bölümün kırmızı renk
olmasına izin verilmişti. Kimileri bu hakkı kendi isimlerinde
kullanmışlarsa da uzun süre siyah ve kırmızıdan başka üçüncü ya
da dördüncü renk gereksinilmedi. Caddelerin daha fazla
ışıklanması tabii ki tabelalarımıza floresan ışığı ile sinmeyi
başaracaktı.
BİZ TÜRKLERE ÖZGÜ,
ERİŞİLMEZ TIBBİ BULUŞLAR
Örneğin,
"'Nerelisin?' sorusuna cevap alır almaz,
'içinden mi?' diye soran, mutlaka bir Türktür." gibi.
Ya da "yediği susamlı bir simitin masaya düşmüş susam
tanelerini, büyük bir titizlikle ıslattığı parmağını kullanarak
toplamaya çalışan kişi, mutlaka bir Türk'tür." - Anamnez
alırken sorulan her soruya "ben mi?"
diye yanıt veren hasta, mutlaka bir Türk'tür.
BİR KADIN DOĞUMCUNUN
NOT DEFTERİNDEN...
Mal sahibi biliyor mu acaba, her
ayın ilk 20 hastasının kendisi için bakıldığını? Maliyeden
gelenlere de bu gerçeği söylemek gerek. Mal sahibi kirayı
verince KDV’si içinde fiş de vermiyor!!!
|
HYMENALIS
MYRTHYFORMES
Bir "TUTUK" sözüdür gidiyordu.
"TUTUK" çıkmıştı kız, hadi bakalım yaka paça doğru hekime. Tutuklanan yine
kadınlardı. Ama bu kez sol kol mühürlü değil, kendi isteğiyle, tüm "cemaat" bir
arada! Hem de ertesi sabahı beklemeden, gecenin birinde, ikisinde. Hatta akşam
ezanı yeni okunuyorken...
ZOOM!
Hasta
adam, yattığı yerde, üzerindeki ameliyat gömleğiyle hafif
üşümüş (ola ki o giydiği kefen benzeri gömlek de ıslak ve
nemliydi); "Ya uyayamazsam?" diyerek telaşlanmıştı.
..
|