"AMACIMIZ, SİTEMİZDE KONUKLARIMIZIN GERÇEKTEN YARARLANABİLECEĞİ SAYFALARIN YER ALMASIDIR. SİTEMİZDE BU SAYFALARIN BİR DOKTOR'A AİT OLMASI NEDENİYLE, SADECE MEDİKAL KONULARI İÇERECEĞİNİ DÜŞÜNENLERE, HEMEN "YANILIYORSUNUZ!" DEMEK İSTİYORUM. DOKTORUMNERDE DE, SİZİ BAZEN GÜLDÜRECEK AMA MUTLAKA DÜŞÜNDÜRECEK PARAMEDİKAL İÇERİK DE YER ALMAKTADIR."
Dr. Ali Nurettin Gürses

Medikal ParamedikalEdebiyatİçindekiler

TOMRİS UYAR'DAN MEKTUP

Ropörtajlar

Arşiv

...diğer öyküler

Parfüm Fendi (Öykü)

  Horoz Vakti Hikayecileri

31 Numara - Saniye Hanım

EDEBİYAT 

Horoz Vakti Hikayecileri

«Mümkünsüz Bir Arayış»ın Türküsü   

Hele Bir Dur      

31 Numara - Saniye Hanım

Bir Bellek Oyunu    

Komşu Kızının Kuzusu     

Parfüm Fendi

Bir Memur Emeklisi Eczane Soydu     

Tembel Kuş Cazevi    

Burnumun Ucu   

Geceyarısı Sinderella   

«Tüketilemeyen»   

Kapıcı Mehmet Efendi'nin öyküsü


ALİ NURETTiN GÜRSES
Geceyarısı Sinderella
Eylül/ÖYKÜ
1989
 
 
 
 
 

Parfüm Fendi

(TV için kısa öykü - oyun, sinopsis)

Geceyarısı Sinderella'da yer alan

"Parfüm Fendi" isimli öyküden oyunlaştırılmıştır.

    

KİŞİLER:   

ADAM

KADIN

YAŞLI ADAM

SEKRETER KIZ

İŞÇİ TULUMLU ÜÇ GENÇ

YER:

Yatak odası.

 

Bir öğle sonrası...

Adam ve kadın günün yorgunluğuyla eve girer, odalarına çekilirler...

Kadın yatak odasının perdelerini kapatır.

Adam yatakta okumaya niyetlendiği dergiyi oda kararınca bırakır...

Kadın  yatakta adama sokulur.

Adam, kadından ulaşan parfüm kokusunu hisseder.

 

 

 

KADIN: Sevdin mi bu kokuyu?

 

Adam gözlüklerini çıkarır, uyumaya niyetlidir, yarım yamalak yanıt verir.

 

ADAM: Evet.

Yatağın içinde adam kadına yönelir, belini kavrar.

Öpüşürler.

Ağır aksak, acelesiz sürer sevişmeleri.

 

 

Adam bir an irkilir.

 

ADAM: Pardon canım, bir şey mi dedin, duyamadım.

 

Kadın şaşırır.

 

KADIN: Bir şey demedim, neden durdun?

 

Adam ter içindedir.

Durur ve yataktan doğrulur.

Üzerindeki rahat giysileri de çıkarmak ister.

Adam her zamanki gibi özenle çıkardığı giysilerini yine özenle yatağın kenarına buruşturmadan koyar.

Kadın bu halini bildik bir gülümseme ile karşılar.

 

 

Bu kez kadın üzerindekileri inadına telaşla çıkarıp fırlatır, adama döner.

 

KADIN: Hadi bakalım, gel artık.

Adam kadının üzerine doğru uzanırken yine bir ses duyar.

(Bu özel bir efekt olabilir. Bir kontrbas ya da bir orkestranın konser öncesi akor sesi gibi bir ses...)

 

 

Adam ikinci kez irkilmiştir.

Bu kez odanın içini en ince ayrıntıyla kontrol eder.  

 

 

Makyaj masasının hemen yanında sarı bezden yazlık bir koltuk, rejisör koltuğu takılır gözüne.

 

 

ADAM: (kendi kendine mırıldanır) Bu koltuk da arka balkondaydı, nerden girmiş içeri?

 

Tam o anda farkeder.

Koltuğun hemen yanında, koca suratlı, iri kıyım, bir amerikan buldogunu andıran suratıyla,  YAŞLI ADAM durmaktadır.

Ayağında kalın tabanlı lofer tipi ayakkabı, üzerinde doğal keten rengi bol kesim pantolon, elinde havana purosu, koyu renk güneş gözlükleri vardır.

 

Yaşlı adam oldukça sert bir sesle uyarır.

 

YAŞLI ADAM: Olmuyor, olmuyor efendim, ne yazık ki olmuyor!

 

Kızgındır yaşlı adam, iki adım odanın içinde yürüyüp arkası dönük olarak küsmüşcesine bağırır:

 

YAŞLI ADAM: Hiç sürdürmeyin bu rezaleti, daha iyi!

 

Adam utanır.

Çıplaklığını, daha da çok kadının çıplaklığını örtmeye çalışır.

 

 

Kadın çok doğal bakmaktadır.

Yüzünde sanki yapılması gerekeni yapamamanın, başarısızlığın sıkıntısı vardır. 

 

 

Adam kafası karmakarışık, hızla giyinmeye çalışır.

Gömleğini bile yanlış iliklemişken, giymeye çalıştığı pantolonun paçaları ayaklarına dolaşır, sendeler.

 

 

Kadın yataktan uzanarak adamın kolunu tutar.

 

KADIN: Bir kez daha denemeliyiz sevgilim, lütfen!

 

Yaşlı adam biraz yumuşamıştır.

Yapmacık bir yumuşaklıkla, koltuğa çöker, bekler.

 

 

Kadın yarı çıplak görüntüsü ile adamın sırtına yapışır.

Elini boynunda gezdirerek, kulağını öper ve fısıldar.

 

KADIN: Lütfen benim için bir kez daha çaba harcamalısın, lütfen!

Adam, makyaj masasındaki aynadan yaşlı adamın odanın orta yerine puro dumanı üfleyen umarsız bakışını yakalar.

 

ADAM: Peki bu adamın işi ne yatak odamızda?

Giderek öfkelenir.

Kadına fısıldar.

 

ADAM: Sen nasıl olur da bunu doğal karşılayabiliyorsun, bu adam ne zamandan beri bu odanın içinde ve ben niçin bunu bilmiyorum!!!

 

Yaşlı adamın purosundan sarkan küller yerdeki halıya dökülür.

 

 

Adam o an farkeder, balkonun kapısı da aralık kalmıştır.

İçeriye giren serinliği farkeder, bir üşüme gelir üzerine.

 

 

Kadınla fısıldaşarak konuşur:

 

ADAM: Odanın içinde bizi sevişirken seyrettiği yetmezmiş gibi, utanmadan, hem de yatak odamızda puro içiyor... Balkon kapısını sonuna dek aralamış... Daha yeni hastalıktan kurtuldum sayılır. Boynum hala tutuk!

 

Adam eski günleri düşünür... Sevişirken komik şeyler anlatır, bir tür oyalanırdı. Eski bir inanışa göre, birbirine tutkuyla sarılmış, sevgi içinde iki insan sevişirken odanın içi Cinlerle dolar ve odada Cinlerin kahkahaları yükselirmiş...

     Kadın inanmaz, gülerek "Delisin!" derdi. Adam ısrar ederdi, "Ancak sevgiyle sevişen iki insan için Cinler doluşur. Sevginin olmadığı buluşmalar, her zaman Cinlerden yoksun kalır!" derdi.

 

ADAM (düşteki sesi): Duyuyor musun cinlerin kahkahalarını? Bugün ne çok kalabalıklar! Yine doluştular odanın içine!

Kadın adama iyice sokulur. Düşten çıkmışlardır.

 

KADIN: Düşünme şimdi adamı, doğal olmaya çalış, hadi gel, üzerindekileri çıkar da  sevişelim... Sabrı tükenecek, kızacak şimdi, görmüyor musun; zaten zorla oturuyor koltukta.

 

Adam kırık, kırgın üzerindekileri isteksizce çıkarır.

 

 

Bir düşün içinden sıyrılmak ister gibi gözlerini kapatır. Parmak uçlarıyla kadına gözleri kapalı dokunmaya çalışır. Parmaklarını kadının gövdesinde gezdirir, gerçek ile düşün ayırdında kalabilmek ister. Saçlarına dokunur. Parmak uçlarıyla gözlerini yoklar. Kadının gözleri de sımsıkı kapalıdır.

 

Her ikisinin sessizliği birbirine karışarak, kadın ve adam, bilinmedik bir dinin kutsanmışlığında dansedercesine sevişirler...

O sırada bir alkış sesi patlar odada.

 

Yaşlı adam iri yarı gövdesiyle ayağa kalkmış, yatağa doğru yürür. Yelek cebindeki saatine bakar.

 

YAŞLI ADAM: Kutlarım sizi! Herşey fazlasıyla doğaldı.

Ayağını yatağın ucuna dayayarak sürdürür.

 

YAŞLI ADAM: Başlangıçta hiç olmayacak gibiydi... Ama sonunda başardınız. Tebrikler, kutlarım ikinizi de!   

 

Adam hemen yerinden fırlar. Acele giyinmeye başlar... Kadın başını yana çevirip gökkuşağı desenli yorganı burnuna dek çeker, uyumaya çalışır.

 

 

Yaşlı adam odadan çıkmıştır. Adam da peşi sıra yatak odasından çıkıp koridoru geçer ve salona ulaşır.

 

 

Salonda üzerlerinde kavuniçi işçi tulumları olan genç insanlar vardır.  Üç genç, yatak odasından koridoru geçerek salona uzanan pembe renkte kalın tırtıllı bir plastik hortumu özenle katlayıp toplamaktadırlar...

 

 

Salondaki yuvarlak masanın üzerinde uçuk renkte bir alet seti durmaktadır. Makinenin başında yeşil gözlü, şuh bakışlı bir kadın gülerek selamlar adamı.

 

 

Yaşlı adam yine o sabırsız haliyle bağırır.

 

 

YAŞLI ADAM: Hadi artık toparlanın, fazlasıyla oyalandık. sallanmayın!

 

Adam salondaki yuvarlak masanın yanındaki sandalyeye sığınmışcasına çöker ve yalvarır bir sesle sekreter bayana sorar.

 

ADAM: Neler oluyor burda, bu kadar insanın evimde ne işi var, ne zamam oldu bütün bunlar, lütfen anlatır mısınız?!

 

Yeşil gözlü sekreter yeniden gülümser.

 

 

O sıra masaya yaklaşmış bulunan yaşlı adam, sekreterin omzuna yaslanır, kulak ardında bir parfüm kokusunu yeniden keşfetmiş gibi yaparak konuşur:

 

YAŞLI ADAM: Bazısına böyle binlerce kez anlatmak gerekiyor... Hem kendileri baştan kabul ederler, sonra da nasıl oluyor bir türlü akıl erdiremezler... Sen bir kez daha anlat güzelim, belki bu kez anlamaya başlayacaklardır.

 

Sekreter kız, bacak bacak üstüne atar. Yırtmacı iyice açılmıştır. Çorabının yanlarındaki puanlı desenler daha belirir.

 

SEKRETER KIZ: Bakın herşey çok basit. Firmamız  gizli tuttuğu formülünde, sizin, yani insan soyunun, birlikte olurken, ilişki sırasında tabii ki, evet evet sevişirken çıkardığı ter, koku ve benzeri sekresyonları kullanıyor... Tekniğimiz o yönde geliştirilmiştir. Niçin bu formül? Bakın bunu da açıklamalıyım...

 

Adam şaşırmıştır.

 

ADAM: Lütfen açıklayın, niçin sevişirken, üstelik bizi gözetlerken!!

 

Sekreter kız, küçük bir şişeyi göstermektedir. (Burda görüntü bulanıklaşıp, parfüm reklamının o gizemli dünyası verilebilir.)

 

 

SEKRETER KIZ: Seven iki insanın çıkardığı sekresyon, yani salgılar, mutlak diğer koku ve terden farklı oluyor... Birbirini sevmeden sevişen çiftlerde aynı sonucu maalesef alamıyoruz! Diğer formüllerden üstünlüğümüz burda işte! Size defalarca doğal olun denilmesinin nedeni bu. Severek, içten, duygulu! Ancak o zaman bizim aradığımız sekresyonları çıkarıyorsunuz ve cihazlarımız onları topluyor. Sonuç tabii ki başarılı oluyor.

 

Adam yattığı yatakta başını hafif kaldırıp makyaj masasının üzerine göz atar. Eliyle uzanıp gözlüklerini takar. Şimdi daha dikkatle göz gezdirir makyaj masasının üzerine... İşte o an kadının parfümünü aynadaki aksiyle birlikte farkeder.

 

 

Burda ses efekti, baştaki özel efekt; bir kontrbas ya da bir orkestranın konser öncesi akor sesi gibi bir ses yeniden duyulabilir...

 

 

Sekreter kızın elinde tuttuğu küçük şişenin aynısıdır.

 

 

Adam şişeye ulaşabilmek için uzanır, o anda kadını hafif sarsmış ve kadının üzerine yüklenmiştir. Kadın irkilerek uyanır.

 

 

Kadın uyandırıldığı için söylenir.

 

KADIN: Hiç bırakmazsın, şurda yarım saatcik olsun uyuyalım.

 

Sevgiyle kadının alnından öper.

ADAM: Uyu uyu, gerçekten uyumalısın... Uyumalıyız.

 

 

Adam kadının parfüm kokusunu yeniden farketmiştir.

 

ADAM: (merakla sorar) Sahi neydi o kokunun adı?

 

Kadına bakar.

Kadın uyumaktadır.

 

 

Mayıs 1987, Ankara

Senaryo: 15/2/1999, İstanbul

ALİ NURETTİN GÜRSES

 

 
   

Hastane: AHU HETMAN HASTANESİ MARMARİS  Tel.: 0252 417 77 77   Cep Tel.: 0532 414 21 10
E-mail:
dralinuri@hotmail.com, dralinuri@gmail.com

© 2003 Designed