|
·
Gebeliklerin hemen hemen
%35-40’ı ilk 3 ayda kendiliğinden sona erer. Kaba bir deyişle her 4 gebelikten
1’i düşer.
·
Kadının tüm üreme çağı
boyunca 1 ya da 2 kez düşük yaşaması doğaldır. Dikkat çeken ve üzerinde
durulması gereken, “birbirini izleyen 2 ya da daha fazla düşüğün -Mükerrer
(Tekrarlayan) Düşükler’in- olması”dır.
GEBELİĞİN İLK 3 AYINDA
DÜŞÜK TEHDİDİ:
Adet
gecikmesinin ardı sıra yapılan gebelik testi POZİTİF olup da ultrason altında
gebelik kesesi gözlenen vak’aların, hemen hemen yarıya yakınında, ilk 3 ayda
“anlamsız”, pek adet kanamasına benzeyen bir vajinal kanama ve hafif kasık
ağrıları yaşanır. Bu tabloyu yaşayan tüm gebelikler için, basit anlamı ile
“DÜŞÜK TEHDİDİ” teşhisi kullanılır.
“DÜŞÜK TEHDİDİ”
teşhisi konulan gebeliklerin hemen hemen yarısı, bir süre sonra tehdit
özelliğini kaybetmekte ve doğuma dek kendini koruyabilmektedir.
Düşük
tehdidi olarak izlenen gebeliklerin ultrasonografik incelemelerinde ola ki “kalp
atımı” izlenebilmişse; bu gebeliklerde düşük olma riski %50’den az’dır.
Unutmamalıdır ki;
Gebelik başlangıcındaki kanamalar her zaman düşükle sona ermez.
Kesin yatak istirahatı,
cinsel ilişki yasağı,
ağır kaldırmaktan kaçınmak,
ve benzeri önlemler çoğu zaman anlamsızdır.
“Pamuk ipliği” ile bağlanmış bir gebelik söz konusu ise, -hasta tarafından akıl
edilmiş ya da doktor tarafından önerilmiş bile olsa- tüm önlemler boşa
çıkacaktır. Düşük gelişimi hiç bir şekilde önlenemeyecektir.
Bilimsel yönden doğru olan;
ilk
3 ayda gerçekleşen çoğu düşüğün (nerdeyse %95’inin) nedeni; anne ve baba
adaylarının yumurta hücrelerine ait KROMOZOM defektlerine (yapı bozukluklarına)
bağlıdır. YAŞANAN ASLINDA “DOĞAL BİR SELEKSİYON” OLAYIDIR. (Yani çürük
üretimlerin çöpe atılıvermesi!) Dolayısiyle, böyle bir durumda ne yapılırsa
yapılsın embriyonun kaderi değiştirilemeyecektir.
Önlem almak ya da yasaklar koymak; olsa olsa hastanın vicdanını rahatlatacak,
ona “elimden geleni ben yaptıydım zaten” dedirtecek; hekime ise “bakın benim
dediklerimi yapmamışsınız” deme fırsatı verecektir.
Çoğu hekim “bu önlenemez düşükler” karşısında hiç bir şey yapmamaktansa,
inanmasa bile bir takım ilaç, hormon iğnesi gibi yollara; cinsel ilişkiyi
yasaklama, devamlı sırt üstü yatmak gibi uyarılara başvurur.
“DÜŞÜK
YAPANLAR BİRLEŞİN!”
·
Yanlış
anlamalardan korunmanın bir yolu, ortak kaderi paylaşmış olanların
birbirlerinin yaralarını sarmaları olmalıdır.
·
Bilinçli
yaklaşım, sonraki üretkenlik yaşamına doğru mesaj getirecek; düşük
korkusu’ndan uzak kalınabilecek ve “yine tekrarlan mı?” paniği
anlamsızlaşacaktır.
YANLIŞ SÖYLEMLER:
·
İlk gebeliğin DÜŞÜK ile sonlanması anlamlı
mıdır?
Kesinlikle HAYIR. Yüzde 35-40 düşük
riski en başta kabul edilirse; ilk gebeliğin düşük ile sonlanması, tombaladan
ilk çekilenin düşük olmasından öte anlam taşımaz!
·
Düşük teşhisinde hemen kürtaja başvurmak
zararlı mıdır?
Kesinlikle HAYIR. İlke edinilmesi
gereken en anlamlı yaklaşım;
·
rahim içinin kürtajla
temizlenmesi,
·
kavite içinde dokunun
kalmaması,
·
infeksiyon riskinden
bu yolla uzaklaşmak,
·
kanama düzensizliğinin
günlerce sürmesine bir son vermek,
·
sonraki gebelikler
için rahim yapısının yine bu yaklaşımla kollanmış olması,
·
gelen materyalin
mutlaka patolojik incelenmesinin yapılarak; yaşanan olayın gerçekten bir
gebelik olup olmadığının teyid edilmesi
gerekir.
BİLİNMESİ
GEREKENLER:
·
“ADET GECİKMESİ ve
SABAHLARI BULANTI OLMASI” tek başına gebelik teşhisi için yeterli değildir.
Mutlaka idrarda gebelik testi, ultrason altında gebelik kesesinin görüntülenmesi
gerekir.
·
Leke tarzında bile olsa
kanamanın olması; mutlaka bir hekim tarafından değerlnedirilmeli ve olayın adı
konulmalıdır.
·
Rahim ağzının açılmış
olması, rahim ağzından gebelik materyalinin sarkıyor olması, gebelik
belirtilerinin gerilemiş olması, kanamanın artarak sürüyor olması, yapılan
ultrason tetkiklerinde gebelik kesesinin bozulmuş olması ya da “kalp atımı”nın
gözlenememesi; teşhisin “düşük tehditi” evresinden “önlenemez düşük” evresine
doğru ilerlediğini gösterir.
·
Klinik teşhis “önlenemez
düşük” olduğunda mutlaka hasta bir merkeze yatırılmalı, kürtajla rahim içi
boşaltılmalıdır.
·
EN TATSIZI
VE HASTAYA ÇOK ANLAMSIZ GELEN DÜŞÜK TÜRÜ;
“MİSSED
ABORTUS“=
RAHİM İÇİNDE DEVAM ETMEYEN GEBELİK = “STABİL DÜŞÜK”
·
Gebelik
oluşmuş ancak kısa sürede gelişimi durmuştur; 4 hafta sonraki izlemlerde
gebelik kesesinin büyümemesi, kese içeriğinin gözlenememsi kuşkuyu başlatır; 1
aylık süre içinde teşhis konulmamışsa, koyu renk leke kanama, ardından düşük
belirtileri gelişecektir.
·
Bu durumu
yaşayan hastaların en büyük özellikleri ilk teşhisi koyan hekime güvenmeyip
bir türlü ikna olamamalarıdır. “Embryosuz Kese” olarak da bilinen bu durum,
gebeliğin başarısızlığının en erken belirtisidir.
·
“Missed
abortus” tanısı konulan hastalarda kürtajın ertelenmesi, kanamanın devam
etmesine neden olacak; yaklaşık 5 hafta sonra ise hastada “kanama bozukluğu -
pıhtılaşma bozukluğu” gelişecektir.
·
2 hekimin
birden vurguladığı “Durmuş - Devam Etmeyen Gebelik (Missed Abortus)” teşhisi
mutlaka ciddiye alınmalı; 3. bir merkeze gidildiğinde rahim içinin tahliyesi
mutlaka yapılmalıdır.
ÇOK ÖNEMLİ!
·
“DÜŞÜK” BİR
KAYIP DEĞİL, ÇOĞU ZAMAN KROMOZOMAL YAPI BOZUKLUKLARINDAN BİR ARINMA’DIR.
|